Genel,  KÖŞEGEN

BİR MESAJIM VAR

 

SORUP SORGULAYINCA SORUNLAR SON BULUR

Gazetecilik adına ne zaman yeni bir adım atılsa o coşku beni de sarıyor. Bir umut oluyor! Yayın hayatına yeni başlayan basın mecralarının kenarında, köşesinde, ortasında fark etmez; bir yerlerinde oluşum bu yüzdendir

Yerel basının önemini anlayan biri olarak; şehre yeni bir soluk, farklı bir bakış açısı getireceğine ve memleketimizin çıkarlarını korumayı ilke edineceğine inandığım bu oluşumun, ilk basımında kendime yer bulduğum için çok mutluyum.

Aralarda molalarım da olsa 10 yıldır gazetecilik mesleğinin içindeyim.  Gazeteciyi yandaş ya da muhalif diye ayırmayı da doğru bulmuyorum. Gazetecinin bir işi vardır o da kamuoyunu doğru bilgiyle aydınlatmak. Bu amacın da tek bir tarafı vardır; ne yanı ne karşısı…

Gerçeğin tam ortasıdır gazetecinin yeri. Yani muhaliflik ya da yandaşlık varsa bir yerde,  gazetecilik yoktur!

Zordur gazeteci olmak…

Her zaman bir tarafı rahatsız edersin, kimseleri mutlu edemezsin. Yani doğruları yazarken kalemini beğendirmek zordur.

Sistem çürümüş, ahlak çökmüşse “gazeteciyim” diyenler artık güçlünün kalemşörüyse(!)  gerçekleri yazan olmak zordur.

Baskı altında bu mesleği yapmak çok zordur.

Ha bir de! Kağıt fiyatları dolarla beraber uçmuşken gazete basmak gerçekten de zordur.

Duyulsun istenilenler söz konusuyken, kapılarda karşılandığın o köylerin, çıkış kapısına yakın oturursun hep. Böyledir bu, değişmez! Dokuz köyden kovulduğun için bilirsin başına gelecekleri. Hiçbir zaman güveneceğin bir limanda olamazsın. Bıçak sırtıdır hep…

Yazdığın iki kelime nice hayatları etkileyebilir. Oluşturduğun algı infial mı yaratacak, itidal mi? Çok düşünmen gerekir. Sorumluluğu çoktur,  ağırdır.

Sövdüğün zamanların da olur,  koşsan da yetişemediğin anlarında…

Ülkenin gündemi bu kadar hızlı değişirken kendini, korkunç acıları, mutlu haberlerin arasında verirken bulursun. Halbuki hayatın olağan akışına bile aykırıdır bu yaptığımız…  Haliyle bu şartlar altında pek normal kalabildiğimiz söylenemez. Azıcık kafalarımız kırıktır bizim!

Okura naçizane bir mesaj vermek isterim;

Gazeteci haber yaparken ne, nerede, nasıl, ne zaman, niçin, kim diye sorar. Siz de verdiği duyguyu sorgulayın.

Mutlu musunuz olanlar karşısında?

Acı var mı acı?

Daha iyisi olamaz mı?

Vasata, yalana, yokluğa, şiddete alışılır mı?

Mesela Şehide… Alışılır mı hiç? Alışmayın…

Ben gazeteciyim sorarım. Siz de sorgulayın lütfen…

 

Kütahya Telgraf Gazetesi, Mart 2020

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

YouTube
Instagram